728 x 90

Küresel Ekonominin Kilit Taşı

Kilit taşı ya da anahtar taşı; tarih boyunca taş örgüsünün kilitlenmesini sağlayan, kubbe ve kemerlerin en yüksek noktasında bulunan taşın adıdır. Bu taşın üstlendiği görev üstüne binen ağırlığı yandaki taşlara aktarmasıdır. Bir nevi denge unsuru olan, yük ve ağırlığı eşitleyen bu taşın olmaması kemerin, kubbenin yıkılmasıyla sonuçlanabilecek bir durumu tetikler.

Küresel ekonomi ve ülkelerin finansal yapıları pandemiyle birlikte kilit taşını yitirmiş oldu. Başta AB ülkeleri olmak üzere birçok ülkenin enflasyon, kur, faiz, işsizlik, dış ticaret dengesi gibi iktisadi dengeleri sarsıldı, tedarik zincirleri tamiri on yıllar sürecek darbeler aldı. Negatif enflasyona sahip ülkeler son 50 yılın en yüksek enflasyon seviyelerini görmeye başladılar. Birçok ülkede döviz kurları volatiliteye esir oldu, faizler dengesini yitirdi. Durgunlukla beslenen işsizlik ve artan enflasyon küresel stagflasyonun sinyallerini veriyor. Gelinen noktada Covid-19’dan yorulan kitleler yaşadıkları geçim sıkıntısının da etkisiyle sosyal sorunlarla yüzleşmek durumunda kaldılar. Özellikle son 20 yılda Uzak Doğu’ya kayan üretim, istihdam ve ihracat, bu kaygan zeminde kartların yeniden dağıtılmasıyla birlikte yer değiştirir oldu. Türkiye gibi ülkeler bu global pastadan aldıkları payları arttırmaya başladılar. Ülkemiz üretim altyapısı ve gücü, üretken nüfusu ve verimli çalışma modeliyle bu süreçten kazançlı çıkan ender ülkelerden birisi olacaktır. Özellikle hammadde ve yarı mamul yatırımlarının da hayata geçirilmesiyle birlikte kendi kendine yeten, ekonomik yönden dışa bağımlılığını minimize etmiş bir ekonomimiz olacak. Bu gelişme bilhassa uzun vadede işsizliğin minimuma indiği, cari dengenin sağlandığı ve dış ticaret fazlası veren bir Türkiye’nin habercisidir. Yaşadığımız gündelik döviz krizleri bizleri fiyatlama noktasında yorsa da bu zorlu geçiş sürecini atlattığımızda çok daha parlak günlerin bizleri beklediğini söyleyebiliriz. Üreteni sonuna kadar destekleyen, ithal ikamesi ürünleri kendi başına üretebilen ve bunu ihraç edebilen bir Türkiye bölgesinin her anlamda yıldızı olmaya adaydır. Sıcak paraya dayalı ekonomik model yerine çalışan, işleyen ve ürettiğini küresel pazarlara satabilen bir ekonomi bizim gibi genç nüfusa sahip bir ülke için vazgeçilmezdir. Üstelik üretim altyapısı ve mekanizmalarıyla güçlü olan ülkemiz bu geçişi sancısız ve kolaylıkla başarabilecek yeteneğe de fazlasıyla sahiptir. Bu kapsamda dolarda yaşanan bu hareketliliği bu geçişe karşı direnen ve ülkemizi faiz/döviz eksenine kilitlemeye çalışan mecraların son çırpınışları olarak görmek mümkündür. Türkiye gibi jeopolitik ve stratejik anlamda büyük öneme sahip bir ülkenin üretimi merkeze alan bir ekonomiyi benimsemesi elbette ki statükodan nemalanan ve bu mevcut rantını yitirecek olan güruhları korkutmakta ve daha çok saldırganlaştırmaktadır. Ancak ne yapılırsa yapılsın, ne denli taarruzlara maruz kalınırsa kalınsın bu yoldan asla dönülmemelidir. Böylesi fırsatlar ülkelerin önüne belki elli belki yüz yılda bir gelir. Türkiye, Çin’in ekonomik gelişim sürecini tamamlamasıyla doğan boşluğu doldurabilecek nadir ülkelerden birisidir. Bu gücü tescillemek ve ülkemiz adına kalıcı bir kazanıma dönüştürmek için millet ve devlet olarak kararlı duruşumuzdan asla ama asla ödün vermemeliyiz. Yaşananlar ne kadar zor, çetin ve ne kadar komplike olursa olsun yolumuzdan asla dönmemeliyiz. Türkiye ancak üreterek büyüyecek, üreterek güçlenecektir. Bu şiarla hareket etmemiz bizlerin ve gelecek nesillerin özellikle ekonomik güvenliği adına hayati önemdedir. Tarih boyunca büyük zorluk ve yokluklar çekmiş bir millet olarak azmimizi asla yitirmemeli, küresel finans çetelerinin karşısında omuz omuza ve dimdik durmalıyız. Her zaman söylediğimiz gibi istikbal bizimdir, istikbal Türkiye’nindir.

Bu vesileyle yeni yılınızı kutlar, 2022 yılının size, ailenize, sevdiklerinize ve güzel ülkemize sağlık, huzur ve mutluluklar getirmesini dilerim.

Başkandan


Haberler

Duyurular

Tüm Duyurular

Etkinlikler

Tüm Etkinlikler

Etiketler